Tarih Bilinci
• 12/5/2008 - TARİH SUNUMLARI

Yavuzun Tevazu Türkler Trablusgarp Timurlular Selçuklu Kültür ve
ve İslamiyet Savaşı Uygarlığı

Saltanatın Osmanlı Devleti Tarih Çağları Osmanlı-İran Osmanlı-Lehistan
Kaldırılması Duraklama Nedenleri İlişkileri İlişkileri

Osmanlı-Avusturya Osmanlı Devleti 19. Tanzimat ve Islahat Osm. Dev. 18. yy 17. yy İsyanları
İlişkileri yy Siyasi Olayları Fermanları Siyasi Olayları

17. yy Islahatları Osmanlı Devletinde Osmanlı İmp.'nun Mondros Ateşkes Moğol Devleti
Azınlıklar Çöküşü Antlaşması

Fatih ve Fetihler İslamiyet Öncesi Eskiçağ Tarihi Duyunu Umumiye Balkan Savaşları
Türk Tarihi

Osmanlı Devleti Anadolu Selçuklu
Kuruluş Devri Devleti
DOSYALARI İNDİRMEK İÇİN ÜZERİNDEKİ DOSYA RESMİNE TIKLAYINIZ
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 6/5/2008 - PAYAS FOTOĞRAFLARI
• 11/4/2008 - İÇİMİZDEKİ İRLANDALILAR
'İçimizdeki İrlandalılar' sözü artık sadece futbol değil, hemen her alanda kullanılırken İrlanda'nın ay-yıldızlı ekibi Drogheda United, şampiyonluğa doğru adım adım ilerliyor.
İrlanda Premier Ligi'nde şampiyonluğa giden Drogheda United logosunda, Osmanlı'ya olan sevgisinden ay-yıldız kullanıyor.
Mustafa Denizli'nin meşhur göndermesi "içimizdeki İrlandalılar" artık sadece futbol değil, hemen her konuda kullanıla dursun, İrlanda'nın özellikle logosuyla "içimizdeki" spor kulübü Drogheda United, şampiyonluğa doğru adım adım ilerliyor.


Başkent Dublin'in kuzeyindeki 32.000 nüfuslu Drogheda kentinin 1919'da kurulan takımı Drogheda United, liglerin bitmesine 5 hafta kala en yakın takipçisinin 8 puan önünde, tarihindeki ilk İrlanda Premier Lig şampiyonluğuna çok yaklaştı. Kentin ve kulübün sembolünün ay-yıldız olması sadece bir rastlantıdan ibaret değil. 1845 yılında özellikle yaygın olarak yetiştirilen patates tarlalarında baş gösteren bir virüs kısa zamanda bölgeyi kıtlığa sürükler. "Patates kıtlığı" olarak bilinen bu olay 1847 yılına dek sürer ve İrlanda halkının yaşadığı trajik olaylardan biri olarak tarihteki yerini alır. Açlık ve beraberindeki salgın hastalıklar sebebiyle 1 milyona yakın İrlandalı ölür. Bir o kadarı da çaresizlikten ülkeyi terk eder. Bugün Amerika ve Avustralya'daki İrlandalıların önemli bir kısmını o dönemde göç edenler oluşturur.
Dönemin Osmanlı padişahı Sultan Abdülmecid, İrlanda'ya 10.000 sterlin yardım taahhüdünde bulunur. Ancak İngiltere kraliçesi Victoria, bizzat kendi topraklarındaki bu felakete sadece 2.000 sterlin yardımda bulunduğu için İstanbul'daki İngiliz elçisi aracılığı ile rakamın düşürülmesi talebinde bulunur. Bunun üzerine padişahın yardımı 1.000 sterline düşürülmekle birlikte 3 gemi, tahıl yüklü halde yola çıkarılır. Ne gariptir ki gemilerin boşaltılmasına İngiliz yetkililer izin vermez. Yani İngiliz hükümeti kendi hükümranlıkları altındaki topraklarda yaşayan halkın kırılmasına göz yumar. Yardım ekibi yılmamıştır, çareyi gemileri gizlice kuzeydeki Drogheda limanına boşaltmakta bulurlar. İşte o günden beri kent halkının gönlünde Osmanlı ve Türkler ayrıcalıklı yere sahiptir. 2006 Mayıs'ında şimdilerde otel olarak kullanılan eski belediye binasına törenle bir şükran plaketi asılır. Bölgedeki yaygın kanaat; ay ve yıldızın hem kentin hem de kulübün logosu olarak kullanılmasına, bu olayın kaynaklık ettiği şeklindedir. Ecdadımızın iç çalkantılarla boğuştuğu o günlerde bile yardımına koştuğu kentin, Drogheda'nın futbol takımının şimdilerde tatlı bir rüyası var; şampiyonluk!
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 11/4/2008 - YENİÇERİ KIYAFETİNDEN KORKAN FRANSIZLAR
OSMANLI'DA BİR YAŞANMIŞ OLAY

19.yüzyılda Almanya nın Mülhaym şehrindeki Ren nehrinin bir yakasında Almanlar, öbür yakasında da Fransızlar oturuyordu. Fransızlar, her sene nehrin Almanlar'daki kısmına geçip mahsulün tümünü toplayıp götürüyorlardı. O sıralar, birliğini temin edemeyen güçsüz Almanlar ise buna fazla ses çıkaramıyorlardı tabiî. Her sene böyle olunca çareyi Osmanlı Sultanına durumu yazıp, imdat istemekte bulurlar.
Mektupta şöyle denmektedir:
"Fransızlar her sene bize zulmediyor, mahsulümüzü elimizden alıyorlar. Siz ki, dünyaya adalet dağıtan bir imparatorluğun sultanı, İslamiyet'in de halifesisiniz. Bizi şu zulümden kurtarın. Asker gönderin. Ürünlerimizi bu sene olsun toplama imkanı sağlayın."
Çöküş faslına girildiği bir zamana denk gelen yardım isteğini inceleyen padişah asker göndermeyi mümkün ve gerekli görmez; yalnızca asker elbisesi göndermeyi kâfi bulur ve cevabı bir mektupla beraber içi askeri elbise dolu üç çuval yollanır. Şaşkına dönen Almanlar, çuvalı alıp
mektubu okurlar:
"Fransızlar korkak ademlerdir. Onlara yeniçeri göndermemize gerek yoktur. Yeniçerimizin kıyafetini görmeleri kâfidir." Çuval içindeki Osmanlı askerinin elbiselerini adamlarınıza giydirin. Mahsul zamanı, nehrin görülecek yerlerınde dolaştırın. Karşıdan gören Fransızlar için bu kâfidir."
Bağ bahçe sahipleri hemen Osmanlı askerinin kıyafetini kapışırlar. Hasat vakti büyük bir heyecanla yeniçeri kıyafetinde, nehir kıyısında dolaşmaya başlarlar.
Ertesi gün, karşıdan gelen haber, Almanlar'ın sevinç çığlıkları atmalarına sebep olur:
"Osmanlılar'dan imdat geldiğini düşünen Fransızlar, korkudan köylerini de terkederek iç kısımlara doğru kaçmaktalar. Mahsulünüzü rahatça toplayabilirsiniz. Zulüm sona ermiştir."
Bu olay, Mülhaymli'lerin gönüllerin de taht kurmuştur. Giydikleri yeniçeri kıyafetlerini, daha sonra Mülhaym a bağlı Karlsruhe müzesine koyup ziyarete açarlar.
Şehrin en yüksek binasına da Osmanlı bayrağı asarlar. Ayrıca, halen olayın yıldönümünde de şehirde bir karnaval düzenleyip , hadiseyi temsilen kutlarlar.
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 9/4/2008 - BİR DEVRE ADINI VEREN ÇİÇEK
|

OSMANLI LALESİNİN DOĞUŞU
II. Selim devrinden itibaren imparatorluğun çeşitli bölgelerinden lale ve sümbül soğanları ısmarlandığına dair fermanlar bulunur. İkinci Selim, Kırım’ın güneyindeki Kefe’den 300 bin adet lale soğanı ısmarlar. Türk çiçekçilik tarihiyle ilgili araştırmaları bulunan Turhan Baytop, ‘Lâle-i Rumi’ denen ve ayırıcı özelliklere sahip olan Osmanlı Lalesi’nin Kefe’den getirilen bu lale soğanlarından elde edildiği düşüncesindedir. Bu laleler seçme ve melezleme yoluyla elde edilirdi. Sultan kaftanlarının süsü Çinilerde ilk olarak 16’ncı yüzyılın birinci yarısında kullanılmaya başlanan kırmızı renkle beraber, lale motifi de görülmeye başlar. Yaygın olarak kullanılan lale, Bursa Şehzade Mustafa Türbesi’nde, Rüstem Paşa Camii, Ramazan Efendi Camii, Kula Kurşunlu Camii gibi yapılarda yer alır. Seramikte de lale, sümbül, karanfil ve gül motif olarak kullanılır. Lale, motif olarak kumaşlarda da karşımıza çıkar. İkinci Süleyman, Yavuz Sultan Selim ve Üçüncü Murat’ın yalnızca lale motifi kullanılmış kaftanları vardır. Aynı zamanda lale motifi, sultanların ayakkabılarında ve çizmelerinde de bulunuyordu.
AVRUPA'NIN LALE ÇILGINLIĞI
Bugün Avrupa ülkelerinde lale için kullanılan‘tulip’ veya ‘tulipe’ kelimesinin aslı, Türkler’in bu bitkiye ‘tulipan’ ismini vermelerinden kaynaklanır.Bu ismin Türkler’in başlarına sardıkları ‘tülbent’ ile ilgili olduğuna inanılır. Lalenin Türkiye’den Avrupa’ya hangi tarihte götürüldüğü kesin olarak bilinmemektedir. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Büyükelçisi Ogier Ghislain de Busbeck, Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1554 yılında geldiği İstanbul’dan Avusturya’da yaşayan dostu Carolus Clusius’a lale soğanları gönderir. Daha sonra Hollanda’ya giderek Leiden Üniversitesi’nde göreve başlayan Clusius, bu ülkelerde laleyi ilk yetiştiren ve lale endüstrisini kuran kişi olarak bilinir. Ancak Avrupa’da lale merakının daha da önce başladığına dair bilgiler de vardır. 14’üncü yüzyılın ortalarında Avrupa’ya giden lale, bir ara kelimenin tam manasıyla çılgınlık haline gelir. Bazı kaynaklar, bir lale soğanın 9 bin altın Mark’a satıldığını, kimileri de bir lalenin soğanı için 2 araba yulaf,
4 araba arpa, 4 semiz öküz, 12 semiz koyun, 8 semiz domuz, 2 fıçı şarap, 4 fıçı bira, 2 fıçı tereyağı, 50 kilo peynir, 1 karyola, 1 kat elbise, 1 de gümüş
vazo verildiğini anlatır. |
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|